Geçme ha geçme – Osman Dağlı

Sana nasihatim var eylen yolcu
Çürük köprülerden geçme ha geçme
Mertlere haramdır namerdin suyu
Ab-ı hayat olsa içme ha içme.

Mürşit olmayınca müşkül çözülmez
Dibi görünmeyen gölde yüzülmez
Hakkın pazarında ayrı gezilmez
Bir seni bir beni seçme ha seçme.

İnsan dükkan dükkan şehre misaldir
Keramet ehlinin keremi boldur
Senden sana gitmek bir uzun yoldur
Kendini bilmeden göçme ha göçme.

Kul Osman Dağlı’ya birgün elveda
Verdiğini alır cenabı hüda
Hey yolcu ektiğin kalır dünyada
Mevsime ermeden biçme ha biçme.
 
Osman Dağlı

 

Müstekim Ol Hazret-i Allah Utandırmaz Seni – Said Paşa

Sen usandırma eli el de usandırmaz seni
Hilekârlık eyleme kimse dolandırmaz seni
Dest-i a’dâdan soğuk su içme ki kandırmaz seni
Korkma düşmandan ki âteş olsa yandırmaz seni
Müstakîm ol Hazret-i Allâh utandırmaz seni

Halk arasında adâvet sû-i zandandır bütün
İhtilâl-i mülket-i âlem fitendendir bütün
Öldürenden bilme cürmü suç ölendedir bütün
Ne fenâlık görsen elden sanma sendendir bütün
Müstakîm ol Hazret-i Allâh utandırmaz seni

İster isen hıfz ede ırzın Hudây-ı lem-yezel
Irzına a’dây-ı bed-hâhın bile verme halel
Tâ ezelden söylenir halkın dilinde bu mesel
Celb eder elbette insana mükâfatın amel
Müstakîm ol Hazret-i Allâh utandırmaz seni

Halkı tahrîb eyleyib de kendin âbâd eyleme
Bu cihânda ev yapıp ukbâyı berbâd eyleme
Nef’in için zâlim-i bîrahme imdâd eyleme
Âlemi tenfîr eden ahvâli mu’tâd eyleme
Müstakîm ol Hazret-i Allâh utandırmaz seni

Seyyiât insana nefs-i kemterîninden gelir
Her hacâlet âdeme sû-i karîninden gelir
İzzet ü zâtı mekâna hep mekîninden gelir
İstikâmet müstâkimü’l-hâ dininden gelir
Müstakîm ol Hazret-i Allâh utandırmaz seni

Düşmanı tezlîl için hîleyle etme iştigâl
Hüsn-i efkâra olur hâil cihanda sû-i hâl
Yüz suyu dökme teessüf çekme etme kîl u kâl
Sen sakîm olma verir maksûdun elbet Zül-celâl
Müstakîm ol Hazret-i Allâh utandırmaz seni

At riyâyı elden islâha çalış ahvâlini
Boşboğazlık etme ta’dil eyle kîl u kâlini
Sen ne dürlü saklayım dersen de sû-i hâlini
Hak Taâlâ senden a’lemdir senin ahvalini
Müstakîm ol Hazret-i Allâh utandırmaz seni

Haline şeytân güler gördükde sende gafleti
Üstüne güldürme öyle düşmen-i bed-sireti
Hâin olma ver emânetle cihâna şöhreti
Herkesin destindedir âlemde züll ü rıf’atı
Müstakîm ol Hazret-i Allâh utandırmaz seni

Zâmin olan ey Saîd erzâka Hâlikdir sana
Mâsivâye serfürû etmek ne lâyıkdır sana
Iztırâbı celb eden meyl-i alâikdır sana
Gayr için düşme lisân-ı nâsa yazıkdır sana
Müstakîm ol Hazret-i Allâh utandırmaz seni

Said Paşa

Bağ-ı Dehrin – Nabi Efendi

Bâğ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz
Biz neşâtın da gamın da rûzgârın görmüşüz.

Çok da mağrûr olma kim meyhâne-i ikbâlde
Biz hezârân mest-i mağrûrun humârın görmüşüz.

Top-ı âh-ı inkisâre pây-dâr olmaz yine
Kişver-i câhın nice sengîn-hisârın görmüşüz.

Bir hurûşiyle eder bin hâne-i ikbâli pest
Ehl-i derdin seyl-i eşk-i inkisârın görmüşüz.

Bir hadeng-i cân-güdâz-ı âhdır sermâyesi
Biz bu meydânın nice çâpük-süvârın görmüşüz.

Bir gün eyler dest-beste pây-gâhı câygâh
Bi-‘aded mağrûr-u sadr-ı i’tibârın görmüşüz.

Kâse-i deryûzeye tebdîl olur câm-ı murâd
Biz bu bezmin Nâbîyâ çok bâde-hârın görmüşüz.

Yusuf Nabi Efendi

 

Hoşça bak zatına – Şeyh Galip

Ey dil ey dil niye bu rütbede pür gâmsın sen
Gerçi vîrâne isen genc-i mutalsamsın sen
Secde-fermâ-yi melek zât-ı mükerremsin sen
Bildiğin gibi değil cümleden akvâmsın sen
Rûhsun nefha-i Cibril ile tev’emsin sen
Sırr-ı Hak’sın mesel-i İsi-i Meryem’sin sen

Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen

Merteben ayn-ı müsemmâdadır esmâ sanma
Merciin Hâlik-i eşyâdadır eşyâ sanma
Gördüğün emr-i muhakkakları rü’yâ sanma
Başkasın kendini sûretle heyûla sanma
Keşf ile sâbit olan mâ’niyi dâ’vâ sanma
Hakkına söylenen evsâfı müdârâ sanma

Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen

İnleyip sırrını fâşeyleme ağyâra sakın
Düşme bilmezlik ile varta-i inkâra sakın
Değmesin âhların kâkül-i dildâra sakın
Sonra Mansûr gibi çıkman olur dâra sakın
Arz-ı acz etmeyesin yâreden ol yâra sakın
Bulduğun cevher-i âlîleri bîçâre sakın

Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen
 

Sendedir mahzen-i esrâr-ı mahabbet sende
Sendedir mâ’den-i envâr-ı fütüvvet sende
Gizli gizli dahi vardır nice hâlet sende
Ma’rifet sende hüner sende hakiykât sende
Nazar etsen yer ü gök duzâh u cennet sende
Arş u kürsiyy ü melek sendedir sende

Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen

Hayftır şâh iken âlemde gedâ olmayasın
Keder-âlûde-i ümmîd ü recâ olmayasın
Vâdî-i ye’se düşüp hiç ü hebâ olmayasın
Yanılıp rehrev-i sahrâ-yı belâ olmayasın
Âdeme muttasıl ol tâ ki cüdâ olmayasın
Secdeler eyle ki merdûd-i Hüdâ olmayasın

Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen

Merk-i hâtif gibi bu kayd-ı sivâdan güzer et
Erişen hâr u hasa âteş-i aşkı siper et
Dâmenin tutmaya âsâr-ı alâyık hazer et
Şems veş hâhiş-i Munlâ ile azm-i sefer et
Sâf kıl âyineni kâbil-i aks-i suver et
Hele bir cem’-i havâs eyle de Gâlib nazar et

Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen

Şeyh Galib