Kâ’b bin Züheyr

Resûl-i ekrem “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimizin şâirlerindendir.

Künyesi Ebü’l-Mudarreb’dir. Kasîde-i Bürde denilen meşhûr şiirin sâhibidir. Doğum târihi bilinmemektedir. 645 (H.26) senesinde Şam’da vefât etti. Babası, şâir Züheyr bin Ebî Sülemî, annesi Kebşe binti Ammâr’dır. Kardeşi Büceyr de şâirdi.

Kâ’b bin Züheyr, kardeşi Büceyr ile koyun güderdi. Büceyr’in, Resûlullah efendimizin “aleyhisselam” huzûrunda Müslüman olduğunu haber alan Kâ’b bin Züheyr, Peygamberimiz hakkında uygunsuz bir takım şiirler söyledi. Peygamberimiz onun öldürülmesinin Müslümanlar için helâl olduğunu bildirdi. Bunun üzerine kardeşi durumu bildirip, İslâmiyeti anlattı ve Müslüman olmasını söyledi. Kısa zamanda yaptıklarına pişman olan Kâ’b bin Züheyr, Resûlullah’ın mescidine gelip, Resûlullah’ı metheden, öven ve “Bânet süâd (Sevgili uzaklaştı)” diye başlayan meşhur kasîdesini okuyup Müslüman oldu. Resûlullah bu şiiri beğenip çok memnun oldu. Onu affederek bürdesini (hırkasını) çıkardı ve omuzlarına koydu. Bu sebeple Kâ’b bin Züheyr’in kasîdesi, Kasîde-i Bürde ismi ile meşhur oldu. Bu kasîdenin birçok şerhleri (açıklamaları) vardır. Peygamber efendimizin hediye ettiği hırka, sırasıyla Emevîlere, onlardan Abbâsîlere, daha sonra da son temsilcileri tarafından Mısır’da Yavuz Sultan Selim Hana teslim edildi. Günümüze kadar korunan bu hırka, “Hırka-i Saâdet” ismiyle meşhur olmuştur. Bugün hâlâ İstanbul’da Topkapı Müzesinde “Hırka-i Saâdet” odasında muhâfaza edilmektedir.

Kâ’b bin Züheyr’in Fransızca, İtalyanca ve diğer dillere çevrilen Kasîde-i Bürde’sinden başka diğer kasîdelerini ve şiirlerini içine alan bir de Dîvân’ı vardır. Dîvân’ı, Ebî Sa’îd Şükri tarafından Şerh-i Dîvân-ı Kâ’b ibni Züheyr adıyla şerhedilmiştir. Fuât Bostanî tarafından da dîvânı ve kendisi hakkında Kâ’b bin Züheyr adlı bir kitap yazılmıştır.

Kasîde-i Bürde’den bir kısmının tercümesi şöyledir:

“Yardımını umduğum dostlar bana; senden yüz çevirdim, seni tesellî edemem, dedi… Ben de onlara, çekilin yolumdan… Allahü teâlânın takdir ettiği her şey elbette olacaktır, dedim… Her ananın evlâdı bir gün mutlak tabut üzerinde taşınacak (ölecek)… Resûlullah’ın affetmesi en çok umulan şeydir.. Özür beyân ederek Allah’ın Resûlünün huzûruna geldim… O’nun huzûrunda özür kabul edilir… Bana merhâmet et, beni affet (Yâ Resûlallah)… Şüphesiz ki Resûl (aleyhisselâm) nûr ve ışık saçan… Allah’ın keskin kılıçlarından yalın bir kılıçtır…”

Kaynak: Yeni Rehber Ansiklopedisi, İstanbul 1993, Cilt 10 s. 354-355

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.