Akademi Rumeli 4 – 29.07.2018

22 Temmuz günü, Edirne Valiliği’nin “Akademi Rumeli 4” programının davetlisi olarak Edirne’de idim. Ülkemizde fevkalade faydalı ve güzel faaliyetlerin olduğunu da görüp mesrur oldum.

Valilik, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) ve Rumeli Akademisi Eğitim ve Kültür Derneği iş birliğiyle yürütülen “Akademi Rumeli 4” etkinliğine Balkan ülkelerinde yaşayan Türk öğrenciler katılmaktadır. Ülkemizden de katılımların olduğu programın açılışına dokuz Balkan ülkesinden lise ve üniversite düzeyinde 180 genç iştirak etti.

Programa göre bu öğrenciler Edirne’de sekiz farklı atölyede uzman isimlerden on gün boyunca eğitim almaktalar. Böylece katılımcılar kültür-sanat, tiyatro, iletişim, müzik, gastronomi, tarih, edebiyat gibi birçok alanda kendilerini geliştirme imkânını bulmuş olacaklardır.

Türkiye ile aralarındaki bağların güçlendirilmesinin hedeflendiği projede, 17-25 yaş arası gençlerden oluşan grubun Türkçeyi aktif kullanmaları, Türk dilinin, kültürünün, tarihinin iyi bilinmesi ve mensubiyet hissinin Balkan coğrafyasında yaşayan soydaşlar arasında yaygınlaşması amaçlanmaktadır.

Açılışta her ülkeden birer mümessil genci dinlerken yaşadıkları duyguyu, Türklüğe ve Türkiye’ye karşı sevdalarını görmek biz izleyenlere ayrı bir heyecan verdi.

Açılış bölümünde yaptığım kısa bir konuşmadan sonra tarih atölyesinde, bu alanı seçen otuz gençle iki saat atölye çalışması yaptım. Tarihimize büyük ilgilerini görmek beni mest etti. Ancak özellikle Osmanlı Türklüğü hakkında o kadar yalan yanlış bilgilerle donatılmışlar ki bu durum da bir o kadar kahretti. İki saatlik atölye çalışmasının sonunda, Gagavuz Türkü İvan’ın program yetkililerinden birine gidip “Ahmet Hocam bir hafta bizim dersimize girsin” demesi benim için ayrı bir anlam taşıyordu.

Aynı akşam programa katılan bütün öğrencilere “Osmanlı ve Balkanlar” konulu genel bir konferans verdim. Bugün dokuz Balkan ülkesi diyoruz. Oysa 150 sene önce bu dokuz ülke daha başka ülkelerle beraber Osmanlı Rumeli’siydi. Arada ne sınırlar ne de geçiş vizeleri vardı. Türkler kadar diğer farklı unsurlar da Osmanlı Türkünün adil idaresi altında birlikte yaşamanın en güzel örneklerini veriyorlardı. Zira idare edenler adildi, müsamahakârdı, ihsan sahibiydi. Müslüman olsun Hıristiyan olsun bütün halkı, “vediatullah” yani Allah’ın kendilerine birer emaneti olarak görüyorlardı.

İlk gün programın sonunda gözlemlediğim bu dokuz ülkeden gençlerin hepsi aynı dili konuşup anlaşmanın mutluluğu ve hazzı içindeydiler. Nasıl büyük bir medeniyetin evladı olduklarını burada bir kez daha anlıyorlardı. Çin Seddi’nden Adriyatik’e kadar Türk’ün müthiş gücünü hissediyorlardı. Bir dönem kendilerinin de verdiği destek ile büyük Osmanlı gücünün ortaya çıktığını düşünmeleri, belki de gelecek açısından kendilerine ayrı bir şevk ve heyecan kazandırıyordu.

Gerçeği bil, oyuna gelme! 

Edirne Valiliği’nin YTB’nin de desteğiyle gerçekleştirdiği bu projenin tesirini görünce, bu büyük alanın yani Balkanlar’daki Türklüğün yıllardır FETÖ örgütüne terk edilmiş olmasına insan gerçekten kahrolmaktadır. Zira bunlar sadece Anadolu’da değil Balkanlar’da Kafkaslar’da Orta Doğu’da, Afrika’da hülasa bütün dünyada Türk ve Müslüman kitleleri uyuşturdular, beyinlerini iğdiş ettiler.

Şimdi ise baktığımızda televizyonlarımızda hâlâ “15 Temmuz’u unutma, unutturma” sarhoşluğunun hâkim olduğunu görmekteyiz. İşgal girişimi ile birlikte tam iki ayını ara vermeden sokaklarda geçiren bu milletin, 251 şehide ve korkunç travmalar yaşanmasına neden olan bu korkunç vakayı unutması mümkün müdür? Hâlbuki televizyonlarımızın asıl olarak bu korkunç örgütün otuz beş yıldır beyinleri nasıl mahvettiğini anlatması ve bir daha yaşanmaması için çözümler sunması gerek! Bu itibarla “unutma ve  unutturma” söylemlerinin yerini, “gençliğe sahip çıkalım, doğruları öğretelim, müfredatı düzeltelim, tarihimizi bilelim” benzeri programların yapılması şart değil midir?

Hâlbuki bırakın bunları düşünmeyi ve uygulamayı FETÖ üzerinden daha kirli oyunlar devşirilmekte ve uygulamaya sokulmak istenilmektedir. Nitekim televizyonlarda tartışmalara baktığımızda FETÖ örgütüne şöyle bir değinildikten sonra koro hâlinde cemaatlere ve tarikatlara saldırıya geçilmektedir. “Bu sinsi din ve İslam düşmanlarına karşı uyanık ol!” diyen yok. Bunların bir kısmı açıkça İslam düşmanı. Bir kısmı ise sinsice gerçek itikat ve inancı parçalamak isteyen mezhepsizlerdir.

Nitekim Müslümanları, asırlardır Mostar Köprüsü’nün zamkı gibi sıkı sıkıya bağlı tutan mezhepleri hedef almış İslamoğlu, Taslaman, Bayındır, Öztürk ve Bayraklı gibi mezhepsizlere hiç söz söyleyen yok. Ümmeti birbirine düşürmek ve dağıtmak isteyen bu mezhepsizler birlik ve beraberliği ne ile sağlayacaklar acaba? DEAŞ ve FETÖ nevi örgütleri ortaya çıkaran bataklık hep Ehl-i sünnet inancını kırmak ve dağıtmak kaynaklı değil midir?

1988 yılı CIA raporlarında “ABD, Fetullah Gülen sayesinde Türk Cumhuriyetlerine bomboş bir İslamiyet götürdü” deniyordu. O dönem Türk Cumhuriyetlerinden gençlerin akın akın Türkiye’ye geldiği yıllardı. Ülkemizde ise FETÖ yurtlarının ve evlerinin yerden mantar biter gibi her tarafta boy gösterdiği bir devirdi. O ülkelerden gelen gençlerimizi maalesef FETÖ eliyle CIA ajanları avlamıştı. Devlete de irtica ve gericilikle son sürat mücadele ettiriyorlardı. Erbakan-Çiller hükûmeti bu yapıya ters bakınca onu dahi FETÖ örgütüne yıktıracak gücü bulmuşlardı.  

Kars ve Urfa Valilerinin dikkatine! 

İşte bütün bunları düşündüğümüzde, Edirne Valiliğinin bu fevkalade etkili ve mühim projesi, insanın aklına Kafkaslar ve Orta Doğu’yu da getirmektedir. Zira bizim serhat ilimiz veya dışa açılan kapımız sadece Edirne değil. Doğu’da Kafkaslara açılan Kars ve Güneydoğu’dan Orta Doğu’ya açılan Gaziantep veya Urfa Valiliklerimiz de aynı misyonu üstlenebilirler. Bence hiç vakit de kaybetmemeliler. Zira sadece FETÖ’yü tel’in etmekle iş bitmiyor. FETÖ’nün yürüdüğü yollarda boşluk da bırakmamak gerekiyor.

Şimdi FETÖ’nün ülkemiz ve dinimiz için hain yetiştiren yollarını temizlemek kadar yeni baştan ve doğru bir biçimde döşemek de büyük önem arz etmektedir. İlgili bütün kurumlarımız aynı gaye ve metotla bu işe odaklanmak durumundalar.

Kars Valiliğimiz Türk Cumhuriyetlerinden, Urfa veya Gaziantep Valiliğimiz de Orta Doğu’dan davet edeceği 150-200 üniversiteli Türk genciyle Edirne’deki programı neden uygulamasınlar? Böylece Türkiye’nin üç valiliği eliyle bütün dünya Türklerini ülkemizde bir araya getirme ve kaynaştırma imkânını bulmuş oluruz.

Kendilerine hiçbir şey anlatılmasa dahi İslam’ın, Türklüğün, Türkçenin ve ülkemizin gücü onlara hissettirilmiş olmaz mı? Bizleri neredeyse iki asırdır “böl-parçala-yut” metodu ile mahvetmiş olanların oyunları bozulmaya başlamaz mı?

Onlara aynen Edirne’de yapıldığı gibi değişik atölyelerde sanat ve kültür dallarının yanı sıra Türk ve İslam Tarihi ile Türkçenin mükemmel gücü anlatılabilir, kardeşlik duyguları pekiştirilebilir, Türkiye’nin her zaman onların yanında olduğu vurgulanabilir, ülkemize güven duymaları sağlanabilir, bugün en az kırk ülkede güçlü Türk gücü hissettirilebilir, nihayet gelecekte bu ülkelerde Türk lobilerinin oluşması sağlanabilir!

Evet düşman boşluk bırakmıyor. Siz bu alanları boş bıraktığınızda, ABD ve İngiltere gibi dünyanın öbür ucundaki ülkeler gelip bütün bu sahaları dolduruyorlar. Hatta evinizin içindeki çocuğunuzu alıp size karşı kullanıyorlar. Sizi de irtica ve mürtecilikle mücadele diyerek yıllarca oyalayabiliyorlar. Hatta sağ-sol kavgasında olduğu gibi “irtica ile bin yıl mücadelemiz sürecek” diyen askeriyenin etkili takımı ile irtica diye yaftalanan FETÖ’yü aynı eller organize edebiliyor. Evet, tarihin en güçlü devletlerini kurmuş Türk milletinin idarecileri, artık gücünün ve etki alanının farkında olarak hareket etmeye mecburdur. Aksi hâlde kendisine bugünkü imkânları da tanımayacaklardır.

Bunun için böyle büyük ve etkili organizasyonlarla üç kıtaya hitap edecek üç valiliğimize üniversitelerimiz ve belediyelerimiz de desteklerini sunmalıdır. Bu sayede aktivitelerin katlanarak büyüyeceği, daha büyük neticelerin alınacağı ve FETÖ-vari ihanet şebekelerinin yollarının kesileceği kesindir.

Her şeyi Sayın Cumhurbaşkanımızdan beklemeyelim artık! 

TEFEKKÜR
Dehr bir bâzârdır herkes metâın arz ider
Ehl-i dünya sîm ü zer ehl-i hüner fazl u kemâl 

Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil
29.07.2018 Türkiye Gazetesi

http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-ahmet-simsirgil/603426.aspx

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.