Akıllı Kişiler

Akıllı Kişiler Öğünmekten Ar Ederler

Süleymân Paşa’nın Rumeli’de giriştiği fütûhat, küffâr diyarında görülmedik bir te’sir bıraktı. Macar, Bulgar, Eflak ve Sırp kralları bu bahadırın ortaya çıkmasıyla korkuya düşerek yeni yeni ordular toplamaya başlamışlardı. Bunlar Bizans İmparatoru’na gönderdikleri haberde; “Şimdiye dek Rum ülkesi, düşmanın saldırılarından korunabilmekte iken, İslâm ordularının baskısı iyice gelişmiş ve kale ile hisarları ele geçirmede, kiliseleri, putları yıkmada gayretleri günden güne artmış, güçleri çoğalmıştır. Karşı çıkmakta gevşeklik gösterirsek cümlemizin yok olmasına, onların devletlerinin yücelmesine yol açılmış olur. Henüz ayakları yere iyice basmadan, bu diyarda dayanakları sağlamlaşmadan ve atalarımızdan kalan devletlerin bayraklarını, kılıçları paralamadan, ayaklarını ülkemizden kesmek için, gayret sarfetmek başlıca mes’elemizdir” demişlerdir.

Şanlı şehzâde, düşmanın saldırı haberlerini alınca, emrinde din yolunda savaşanlara, din kardaşlığında bulunanlara şu güzel sözlerde ve vasiyetlerde bulundu:

“Şu gördüğümüz olağan üstü işler, yaptığımız akıl almaz girişimler, şimdiye dek zaferleri rehber edinen ordumuzun yeni ülkeler açmasına sebeb olmuştur. Bu fetihler, gerçekte Allahü teâlânın yardımı ve cenâb-ı Peygamberin mucizesinden başka bir şey değildir. Yoksa, bu kısa zamanda, bu kadar az bir askerle böyle bir destek ve yardım olmasa, bu kadar çok iş görmek kolay şey değildir. Meydana gelen fetihler, İ’lâ-yı kelimetullah için gerçekleşmiştir. Sağlam inançlara sahip kişiler, cihâd yolunda gayret edip, baş koymak yolunu seçmek zorundadırlar. Hele şimdi, sonu kötü olan düşmanın toptan harekete geçmesi, asker toplaması bunu gerektirir. İslam ehline lâyık ve uygun olan budur ki, “Ne kadar az bir topluluk Allah’ın izniyle, çok kalabalık bir birliği yenilgiye uğratmıştır” buyruğuna inanarak din yolunda savaşırken, kullarının efendisi olan Allah’ın yardımına güvenerek, yaradılışı kötü küffar ile cenge çıkmalı, sapıklığında inatçı düşman üzerine atılmalı, yılmadan ürkmeden direnmelidir. Hayat, herkese giydirilen emânet bir elbisedir. Bununla akıllı kişiler öğünmekten ar eyler. Size gerek olan, iyi anılar bırakmaktır. Her kişinin nefesleri sayılı, sonu da bilinmektedir. Yaşamaktan sonra ölüm gerçek iken, cihânı yaradan da, “Hayat ve ölümü yarattı” buyurmakla buna işarette bulunmuştur. Böylece herkesin, ölümün her an hazır ve ruhları derleyen meleğin de ensesinde beklediğini bilmesi gerekir. Eğer vâdedilen ölüm günüm gelib çatar ve devletli yıldızım yokluk akşamında kaybolur, talihin amansız kılıcı ömür bağımı keserse, sakının ki, din düşmanlarından yüz döndürmeyesiz ve sonu kötü kâfirlerin önünden kaçmayasız. İslâm’ın sancakları din yolunda savaşanların gayretiyle durmuş ve İslâm ülkeleri bir düzene konmuş iken Allah’ın desteğinden ümid kesmek, apaçık akılsızlık eseri olur. Başbuğumuzun yokluğu yenilgiyi gerektirmez. Gerçek serdârımız iyilerin efendisi, hayra koşanların başbuğu olan Hazrettir. Keremli pâdişâhların görünmesine sebeb ve hazret-i Muhammed’in dinini kuvvetlendiren O’dur. Yüce Allah’ın salât ve selâmı üzerine olsun. Şimdi benim vasiyetim ve sizlere söyleyeceğim son tavsiyeler bunlardır ki, sonu kötü olan bu kalabalık, toptan hazırlandığına göre, onlarla savaşın, Allahü teâlânın emri olduğunu kesinlikle bilesiz. Safları boşaltıp kaçmanın en büyük günahlardan ve utançlardan olduğuna inanmış ve sapkınlar ordusunu yenmeye azmetmiş olasız. Sapkınlarla savaşta tokuşta korkaklık etmek, en büyük vebal ve kusurdur. Dindarlığın gereği, Allah’ın desteğine güvenerek kılıç kullanmaktır. Rabbimizin desteği yâr olunca, karşımıza çıkan tepelenesice topluluğun sonu felâket olmak gerekir. Safları düzenlemek, önünüze çıkan belâları göğüslemek, benim varlığıma bağlı değildir. Doğru yolları gösteren Hazrete sığınarak, Peygamberlerin efendisi olan zâtın rûhâniyetine bağlanarak, hasımlarımıza karşı direnmede sabır ve tahammül idesiz.”

İşte yirmi üç yıl boyunca kâfirlerle cihâd eden ve Rumeli’yi Türklere ikinci vatan yapan şanlı şehzâde Süleymân Paşa, her seferinden önce böyle güzel sözlerle yanındaki gâzilerin gönüllerini alır ve onları şecâata getirirdi.

Print Friendly, PDF & Email

Bir cevap yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.