image_pdfimage_print

Ahmet Şimşirgil

1959'da Boyabat'ta doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini aynı yerde tamamladı. 1978'de girdiği Atatürk Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü'nden 1982'de mezun oldu. 1983'te aynı bölümdeki Yeniçağ Anabilim Dalı'nda Araştırma Görevlisi olarak vazifeye başladı. 1985'te Yüksek Lisansı'nı tamamladı.

En çok yorum alan yazıları

  1. Sual-Cevap
  2. Kadir Mısıroğlu Hoca ile
  3. Lütfen görün artık! Sayın Görmez.
  4. Şah ve Sultan romanı üzerine
  5. ERTUĞRUL GÂZİ HAN

Author's posts

Timûr Han ve Başarı Prensipleri

“Oğullarım! Rehberiniz adalet ve iyilik olsun!” Timur, bir cihangirin oğlu değildi ve kendisini taht üzerinde bulmadı. Nisan 1336’da Semerkand’ın güneyinde Şehr-i Sebz‘de doğdu. Babası Barlas oymağına mensub Turagay, annesi Tegina Hatun‘dur. Turagay mütevazi ve dindar bir kimse olup vaktinin çoğunu ulema ve şeyhler ile sohbetle geçirdi. Bu itibarla alim ve şeyhlere hürmet, oğul Timur’da henüz …

Continue reading

Gazilik ve Alplik

Ölüm iki değil birdir cihanda Döşekte ölme kanda kanda kanda Büyük âlim Kemalpaşazade, dünyada ölümün insanı bir kez ziyaret edeceğini ve bir daha asla gelmeyeceğini belirtirken ölümü arzuladığı yere de vurgu yapıyor. O yer yatak ve döşek değildir, cihat meydanlarıdır. Şahadet arzusudur, aşkıdır. Neden şahadet bu kadar sevgilidir. Elbette bir Müslüman için dininin bu konudaki …

Continue reading

İlk Müslüman Türk Hükümdarı, İlteber Almış Han

Îdil-Bulgar Devleti hükümdarı, 921 yılında Bağdad’a elçiler göndererek İslâmiyet’i kabul ettiğini ve Halîfeye tâbi olduğunu bildirmişti. İbn-i Fadlan’ın yazdığına göre, Almış Han, daha sonra ismini Cafer bin Abdullah olarak değiştirecektir. İlk Müslüman-Türk hükümdarı kimdir?” diye sorulsa, herhalde yüzde 99 alacağımız cevap, Karahanlı hükümdarı Abdülkerim Satuk Buğra Han olacaktır. Yapılan tet­kik ve araştırmalar, Karahanlı hükümdarı­nın en erken tarihle 940 yılında …

Continue reading

İstanbul’a Türk Mührü

Fatih Sultan Mehmed, henüz 21 yaşın­da olmasına rağmen âlim, akıllı, idarede ma­hir, hareketli, hikmetle dolu adil bir padi­şahtı. Hükümdarlığın ve cihangirliğin yüksek meziyetlerini uhdesinde toplamıştı. Fetihten sonra İstanbul’a ibretle baktı. Açıkca gördü ki, suyu, havası, dağı, yolu ve sahrası pek güzeldir. Ama emin insanlar ile dolu olmadığından ve İslâm dinince müzey­yen kılınmadığından nazenin bir dilberin zülfünün perçemleri gibi …

Continue reading