Bir Müddei ve gerçekler!

Yrd. Doç. Dr. Zekai Erdal, “Sultan II. Kılıç Arslan ve Aksaray” kitabım hakkında bir değerlendirme yazısı kaleme almış. Değerlendirmesi cevap vermeye değer durumda değildi. Ayrıca konu üçüncü şahıslar ile de ilgili olduğu için bir cevap yazmayacaktım. Ancak bazıları mal bulmuş mağribi gibi bu yazıyı vesile sayıp ahlaksızca saldırmaya başladılar. Sosyal medyada özellikle makale taraftarlarınca tahrik edildiğinden, ayrıca konunun mahiyetini anlamak isteyen dostlarımın soruları karşısında artık bir açıklama yapmam gerekiyordu.

Bu Müddei, değerlendirme sonucunda kitabımın güya intihal olduğu sonucuna varmış. Yazıda belirttiği noktalara gelince:

Birincisi Türkiye Gazetesi’ne ait ansiklopedilerden arakladı dediği maddeler var. Bendeniz 1983-1994 yılları arasında 11 yıl Türkiye Gazetesi Ansiklopedi Servisi’nde madde yazdım. Hem bahsi geçen maddeleri hem de daha yüzlerce maddeyi kendim kaleme aldım. Dolayısıyla bana ait olan yazıları kullandım. Bunları ilgililerden kolayca sorup öğrenebilir.

İddiasındaki ikinci nokta ise kitaptaki bazı fotoğraflar ile Nevzat Topal Bey’in tezinden istifade edildiğini belirttiği kısımlardır.

Nevzat Bey’in eserinin adı taslak metnimizde bulunuyordu. Kitapta yer almamış olması tamamen gözümüzden kaçan bir eksiklik olmuştur. Bu noktada kendisinden özür dileriz. Kitabın ikinci baskısı yapılsa zaten düzeltilmesi bizim de malumumuz olan bir husustu.

Ancak bu noktada kitabın serüvenini bilmek konuyu anlamak açısından fevkalade mühimdir.

Bir defa bu kitap derleme bir eserdir. Akademik metod ile kaleme alınmamıştır.

İkincisi Aksaray Belediyesi’nin arzusu ve talebi üzerine hazırlanmıştır. Hedef kitle bilhassa lise talebeleri idi. Maksat Aksaray’ın sembol ismi Sultan II. Kılıç Arslan’ı daha iyi tanıtmak ve Aksaray’ı daha rahat okunur bir üslupla anlatmaktı. Bu itibarla kitaba “Sultan II. Kılıç Arslan ve Aksaray” ismi verildi.

Yoksa müddeinin belirttiği gibi kitaba daha çok satılsın diye bizim açımızdan böyle bir isim verilmedi. Zira bu isim kitabın, Türkiye çapında satışını öldürdü. Bu cevabımı yayınevi sahiplerine sorsunlar. Onlar çok daha iyi bilirler.

Üçüncü olarak kitaptaki fotoğraflar ile kültür eserleri ile ilgili konular, Aksaray Belediyesi Kültür Müdürlüğü’nden talep edildi. Zira o esnada benim bunları uzun inceleme imkanım yoktu.

Dolayısıyla bu konuda bize bütün dokümanlar belediyenin kültür müdürlüğünden geldi. Anlaşılacağı üzere Müddei’nin kitabın kapağında Niğde Kümbeti’ni, Kılıç Arslan Kümbeti diye kapak yapmışlar dediği resim bize müdürlükten geldi.

Şimdi soruyorum Aksaray Belediyesi Kültür Müdürlüğü elemanlarının bunu bilmeyeceğini ben nereden düşünebilirdim. Keza kültür maddelerindeki bilgiler de yüzde seksen onlardan alındı. Zira kitap belediye işbirliğiyle çıkacaktı.

Ancak son anda geniş kesimlere de ulaşması için sadece bizim ismimizin olmasının uygun olacağını yine belediye yetkilileri ifade ettiler. Ardından bana kitabı on bin adet olarak bastırttılar.

Kitap basıldığı gün de, kapaktaki fotoğraf Niğde Kümbeti diyerek bütün ilişiği kestiler.

On bin kitap elimde kalmıştı. Ben ise bu kitapla ilgili olarak öncesi ve sonrası bir kuruş almamıştım. İki senedir belediyedeki çok kıymetli dostlarım bilhassa başkan yardımcıları nedeniyle kendilerine tek kelime de etmedim. Beni iyi tanırlar. Hayırlısı olsun dedim ve konuyu kapattım.

Ancak kültür müdürlüğünde Niğde Kümbeti’ni bize Kılıç Arslan Kümbeti diye sunan (ismi bizde mahfuz) o zatı muhterem kumpası iyi ayarlamıştı. Biz mevzuyu anlamış isek de iş işten geçmişti.

O zatı muhteremlerin sadece kumpas değil rant kapılarını açması da fena değildi. Belki de bizden rant devşiremeyeceğini düşünmüştü. Zira “Sultan II. Kılıç Arslan ve Aksaray” kitabını belediye 6 TL’den satın alacaktı. Muhtemelen onun cebine de beş kuruş girmeyecekti.

Şimdi öğreniyoruz ki kumpas ekibi kitap da basıyorlarmış. Nitekim bizim hakkımızda yazı yazan Müddei’nin “Aksaray Evleri” kitabını Aksaray Belediyesi’ne bastırtmışlar. Ne fiyat koymuşlar bakınız. Tam 95 TL. Ne kadar basıldı, ne kadar aldılar, kime dağıttılar, ne kadar sattılar, yazarına ne verdiler? Açıklama yaparlarsa sevinirim. Sırada “Aksaray sokakları”, “Aksaray mahalleleri”, “Aksaray hamamları”, ve “Aksaray mescitleri” de var mı bilmek isteriz. Malum rant iyi kurulmuş. Aksaray belediyesindeki sevgili dostlarımın kültür müdürlüğündeki bu zatı mimlemelerini isterim. Malum benim birileri ile ilgili söylemlerim bazılarını oldukça rahatsız ediyor.

Diğer taraftan bu müddei kitaptan bir iki de hata çıkarmaya çalışmış. Şu caminin bu tarihte şu mescidin bu yılda yapılmış olması çok mühim hususlar değil. Zira uzun tartışmayı gerektirir.

Ancak kitabımdaki “Yusuf Hakiki Baba’nın hangahını Osmanlı Devleti’ne büyük bir memnuniyetle vermesi ve görevine devam etmesine (s.198)” fena takılmış. Yusuf Hakiki Baba Osmanlı zulümlerinden bahsediyor diye de kaynak göstermiş. Sanki ben bahsetmediğini iddia etmişim gibi! Peki, soruyorum Yusuf Hakiki Baba, Karamanlı zulümlerinden hiç bahsetmiyor mu? Araştırsın bakalım. Bu takdirde, müddeinin kafasına göre Yusuf Hakiki Baba, Karaman Devleti’ni de istemiyorsa Bizans Devleti’ni mi talep ediyordu diyeceğiz?

Benim bir kişinin hatasını söylemem, onu sevmediğim manasına gelmez. Yusuf Hakiki Baba gibi alimler, din büyükleridir. Halkın rehberleridir. Yanlışları hep ifade ederler. Osmanlı memurları da Karaman memurları da kim zulmederse bunu belirtip giderilmesini isterler. Bu ifade onların, o devletleri reddettiği anlamına gelmez. Ancak bu müddeinin bunları anlaması imkansızdır. Neden?

İşte bu neden sualinin cevabını anlayabilmek için müddeinin doktora tezini incelemek lazım. Doktora tezleri derleme eserlere benzemez. Özgün çalışmalardır. Akademik disiplinle kaleme alınırlar.  

Müddei’nin doktora tezinin adı “Aksaray’da Türk Devri Mimarisi” dir. Çalışmasının önsözünde, kendi lisans bitirme gibi talebelik çalışmasını bir kenara bırakırsak, araştırmanın tek bir eser üzerine bina edildiğini bizzat kendisi söylemektedir. O da İbrahim Hakkı Konyalı’nın “Abideleri ve Kitabeleri ile Niğde Aksaray Tarihi” eseridir. Doktora tezi için böyle bir durum olabilir mi? İstanbul’da olsa o tezi, adamın yüzüne paçavra gibi çarparlar. Yazılarının yüzde kaçı İbrahim Hakkı Konyalı’nın eserlerindendir acaba?

Kendisini ciddiye almaya değmezdi. Dostlarım yüzünden kaleme almaya mecbur kaldım. Onun sözü ile hakkımda hakaretler yağdıranları da sadece Cenab-ı Hakk’a havale ederim.

Aksaray Kültür Müdürlüğü’ndeki malum zevat ile müddeiye de iyi rantlar dilerim. Malum Aksaray ile ilgili olarak, İbrahim Hakkı Konyalı’nın çalışmalarından, 95 TL’lik en az yirmi eser çıkartırsınız!

Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil

23.09.2017

Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published.