Tarih ve İnsan – Sayfa 3 – Prof. Dr. AHMET ŞİMŞİRGİL

Category: Tarih ve İnsan

Fazla Yük Vurmayalar

Muhtesip Mehmed Çavuş’un müracaatı üzerine sultan üçüncü Murâd Han’ın verdiği ferman: “İstanbul kâdısına hüküm ki, şu anda İstanbul muhtesibi olan Mehmed Çavuş mektup gönderip şehir içinde at hamallarının; zayıf, kemikleri çıkmış, sakat ve nalsız, semerleri harap beygir ve katırlarına takâtlerinden fazla yük vurdukları, hayvancıkların yıkılıp helak olduğunu haber vermiştir. Adı geçen hamallar taifesinin hayvanlarını besleyip, …

Continue reading

Bunu Böyle Bilesiniz

Fâtih Sultan Mehmed Han’ın namaz kılınmasına dikkat edilmesi hususunda Rum vilâyetlerine gönderdiği ferman şöyledir: “Allahü teâlâ, emirlerinin yerine getirilmesini bize nasîb ve müyesser eylesin. Bu hükümde bildirmek istediğim husus şudur: Rum diyârındaki şehir ve kasabalarda ve buraların köylerinde yaşayan müslüman ahâlî, İslâm dîninin emir buyurduğu farzları yapıp, sünnetlerine riâyet etmekte, Kelâm-ı kadîme ve Furkân-ı mecîde …

Continue reading

Önce İmtihan’a Girin

Fâtih Sultan Mehmed Han ele geçirdiği beldeleri kendi hâline bırakmıyarak, imârına çalıştı. İstanbul’un fethinden sonra, Edirne’ye geri dönerken oğlu Bayezid’e bir saray yapılmasını emretti. Daha sonra 1456’da Eyyûb Sultan Câmii, türbesi, medrese, imâret ve hamam yapıldı. Sekiz kilise medrese hâline getirildi. 1470 senesinde kendi ismine yaptırdığı câminin etrafında meşhur Sahn-ı semân medreselerini kurdu. Medreselerin açıldığı …

Continue reading

Lisâna Verilen Kıymet

Padişah II. Murad Hanın dil konusunda nekadar hassas olduğunu, Kâbusname‘nin mütercimi Mercimek Ahmed ile arasında geçen şu olay çok güzel anlatmaktadır. Bir gün Filibe yolunda padişahın hizmetine vardım. Baktım ki cihanın sultanı, zamanın galibi, sultan soyundan Sultan Murad Han, elinde bir kitap tutar. Bu hakir, hasta gönüllü, o âlicenap padişaha: Bu ne kitabıdır diye sordum. O tatlı sözüyle:  Kâbusname’dir diye cevap …

Continue reading

Osmanlı Tokadı

Sadrâzam Hâfız Ahmed Paşa, Bağdâd seferinden dönerken İstanbul’da âsîler ve sipahi zorbaları ayaklanarak kellesini Pâdişâhtan istemeye başlamışlardı. Vezir Bayram Paşa kendisine bir mektupla olaylardan bahsederek İstanbul’a gelmemesini bildirdi. Hâfız Ahmed Paşa yolda iken Bayram Paşa’nın gönderdiği adamla karşılaştı ve vaziyeti anladı, fakat gülerek; “Var bizden paşa hazretlerine selâm söyle. Zuhur edecek kazâ-i mübremi rüyamda gördüm. Ölmekten gam çekmem” diyerek, Bayram …

Continue reading