Fatih’e büyük iftira! 07.01.2018 Türkiye Gazetesi

BAE Dışişleri Bakanı Zayed, Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef alarak “ataların hırsızdı” sözleriyle güya aşağılamaya çalışmıştı. Burada hırsızdan kastedilen ise meşhur komutanlarımızdan Medine Müdafii Fahreddin Paşa idi. Cumhurbaşkanımız kendisine yerinde ve mükemmel bir cevap vermişti.

Ancak Türkiye’de bazı kesimler (İlber Ortaylı ve Murat Bardakçı gibi) Fahreddin Paşa’yı savunurken özellikle İttihatçıları aklama gayreti içerisine girdiler. Bu arada hadiseden on gün önce Cemal Paşa’nın hatalarını vurgulayan bir ilim adamı arkadaşımızı da işin içine katarak linç etmeye kadar vardırdılar.

Öte yandan bu hadisenin üzerinden on gün geçmeden meşhur kanallarımızın birinde her hafta programa çıkan bir Jeoloji Profesörü yüzde yüz inanmış bir eda ile Fatih Sultan Mehmed Han’ın Müslüman olmadığını ifade etti. Aldığı kaynağın sahibi ise G.M. Angilello idi. Zayed, Osmanlı ve Türk düşmanı da Angilello Türk ve Osmanlı dostu mu? Adı Angilello olunca ilahi bir işaret gibi yüzde yüz kabul mü etmek gerekiyor?

Jeoloji bilgisi kadar tarih bilgisi de göklere çıkarılan bu profesörün hezeyanlarına malum zevat ne diyecek diyerek birkaç gün bekledim. Ne bir yazı ne bir kelam. Ne yazık ki tek kelime etmediler. Angilello ve ondan naklen Fatih’e söylenen sözler Zayed’in ifadelerinden çok mu hafif? Profesör arkadaşımızın Cemal Paşa’ya söylediği sözlerden daha mı?.. Kaldı ki Cemal Paşa’nın yaptıklarının arşiv belgeleri de mevcuttu. Köşesinden Cemal Paşa’yı aklamaya çalışan yazar bu belgeleri sahte kılmaya gayret ederken öylesine gülünç hâllere düştü ki. Neymiş belgede sadece Medine yazıyormuş. Oysa Medine-i Münevvere denilirmiş. Sanki Cemal Paşa masonunu Medine-i Münevvere’ye saygılı ve hürmetli bir adam zannedeceksiniz.

Öte yandan jeoloji biliminde büyük üstad diye parlak övgülerle göklere çıkarılan bu zat, ilimde hangi yeniliği ortaya koydu acaba? Bugüne kadar hiç duymadık. Dünyada almış olduğu ödüller ise saymakla bitecek gibi değil. Açıkçası insan merak etmeden kendini alamıyor. Bu ödülleri kendisine Osmanlıya küfretmesi ve Fatih Sultan Mehmed Han’a iftira etmesi karşılığında mı verdiler? Düşündürücü bir durum! 

Görünen köy kılavuz istemez 

Geliniz şu suallere cevap arayalım:

Adı Muhammed olan bir kişiye Müslüman mısın diye soran bir ahmak bugüne kadar gelmiş midir?

Camiler, mescitler yaptıran bir adamın dinî inancı tartışma konusu edilir mi?

Kanunnamelerinde “şer’i şerife uyula” diyerek hükmeden bir sultanın hangi dinden olduğu bilinmez mi?

Yemin ederken “yeri ve göğü yaratan Allah hakkı için, Ulu Peygamberimiz hakkı için, yedi Mushaf hakkı için, yüz yirmi dört bin Peygamber hakkı için ve kuşandığım kılınç hakkı için” diyen bir padişahın hangi peygambere inandığı anlaşılmaz mı?

Sarayında beş vakit ezan okunan ve namaz kılınan bir Türk hakanının Müslümanlığından şüphe edene ne denilir?

Evet.. Bir kişiyi tanımak için adına, sözüne, sohbetine, icraatlarına ve eserlerine bakmak yeterlidir. Bütün bunlara rağmen onu tanıyamayana veya tanımak istemeyene ne denilir?

“Fatih Sultan Mehmed Müslüman değil mi?” diyenlere, İstanbul’u Müslüman’dan alıp Hristiyanlara mı verdi demekten de kendimizi alamıyoruz.

Söyleyecek o kadar söz var ki, fakat anlayana! 

Sultan Fatih’in Peygamber aşkı! 

Fatih Sultan Mehmed, Osmanlılarda bir divan oluşturacak kadar şiir yazan ilk Türk hakanıdır… Dilerseniz birkaç beyitle onun Peygamber Efendimize olan hürmetini ve aşkını ifade edelim. 

Verseler mülk ü cihanın tac u tahtı devletin
Avni kuyun terk etmez başına sultan olup

Bütün dünya saltanatının taç ve saltanatını bana verseler ya İlahi bu Avni (Fatih) senin ve Resulünün yolunu terk etmez…

Alnın kamerine yüzün ayına müşabih
Bunca göz ile görmedi bu çarh-ı mualla
 

Yaratılalı şunca zaman olan bu yüksek gök kubbe altında, gelip geçen bunca göz sahibi insanlar, senin kamer alnına ve ay yüzüne benzeyen birini daha görmediler, derken Peygamber Efendimizi methetmektedir…

Fatih gök kubbede ancak bir tane ay olması gibi sevgilinin de dünyada bir tane olduğunu ifade ediyor. Beyitte gök kubbedeki yıldızlar birer göz olarak düşünülüp karanlık gecede her birisinin ay ile varlık kazandıkları ima ediliyor ki bu manzara cahiliye devrinde hazreti Peygamberin zuhuru ve O’nunla yeni bir varlık kazanan Eshab-ı kiram mazmununu hatırlatır. Nitekim hazreti Peygamber bir hadislerinde “Eshabım yıldızlar gibidir” buyurmaktadır.

Ardından da (Ya Resulallah) Şu gök kubbe senin hasretini çektiğim gam bezminde, içtiğim acı kadehin içinde yalnızca bir su kabarcığından ibarettir, manasına şu beyti söylemektedir.  

Şol cam ki nuş eylemişem bezm-i gamında
Bir sade hababıdır anın künbed-i hadra

Fatih Sultan Mehmed şu ifadeleri ile de; bu güzellik sana Cenab-ı Hak’tandır. Senin tasvirini ve güzelliğini ifade edebilmek mümkün değildir, der.

Bu hüsn-i Hudâyî ki Hudâ sana virüpdür
Mânî-i cihân yazmadı tasvîrüne hem-tâ

Nihayet Fatih, Peygamber Efendimizin güzelliğini ve ona olan sevgisini yazarak sözlerini kıymetlendirdiğini ifade eder.

Avnî seni medh eyledi çün tarz-ı gazelde
Matla dedi yüzüne vü ağzuna mu’ammâ

Fatih Sultan Mehmed Han, Peygamber Efendimize olan aşkını kalemiyle ve kılıcıyla dünya âleme duyurdu ise de gözüne ve kalbine perde inenlere ne yapabilirsin ki?

TEFEKKÜR
Şayestedir denilse âlem senin mezarın
Durmuş başında bekler bir kavim türbedarın

Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil
07.01.2018 Türkiye Gazetesi

    • Sezer ERTEM on 16 Ocak 2018 at 11:33
    • Cevapla

    Prof dr ahmet şimşirgil hocam, said-i nursinin islami yıkım harekatını anlatan bir kitap yazarsanız çok yararlı olacağını düşünüyorum. İsteyerek alıp okuyacağım. İyi günler!

    • Mehmed on 7 Ocak 2018 at 09:42
    • Cevapla

    Ahmed Hocam yazınızda “İstemem” şiirini aradım ama bulamadım. Saygılar. Vesselam.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.