II. Mustafa Han’ın şahsiyeti

Mustafa.HanIIYeni padişah III. Ahmed Han, Edirne Vakası’ndan sonra saray kadroları ve devlet erkânıyla İstanbul’a dönmüş, Mustafa ve şehzadeleri de İstanbul’a getirilerek Topkapı Sarayı Kafes Kasrı’na kapatılmışlardı.

Hal’inden sonra ancak yüz kırk gün yaşayabilen Sultan II. Mustafa Han 29 Aralık 1703’te İstanbul sarayında fani dünyadan baki âleme göçtü.

Sultan II. Mustafa’nın gerek Edirne Vakası sırasında ve gerek hal’inden sonra sinirleri fazlasıyla bozulmuştu. Tac ve tahttan ayrılmasının etkisiyle hastalanmış, istiska olarak yatağa düşmüş ve mesanesi de tıkanmıştı.

Silâhdar Fındıklılı Mehmed Ağa, teçhiz ve tekfiniyle ilgilenerek ona karşı son vazifeleri yerine getirdi. Cenaze namazı ise, Ayasofya vaizi Şeyh Mustafa Efendi tarafından kıldırıldı. Sultan Mustafa, Yenicami civarındaki Valide Turhan Sultan Türbesi’nde, babasının ayakucuna defnedildi. Sekiz sene dokuz ay on yedi gün tahtta kalan II. Mustafa Han, kırk bir yaşındayken ahirete göçmüştü.

Sultan II. Mustafa, IV. Mehmed Han’ın oğludur. Annesi, Girit’te Resmo şehrine yerleşmiş Venedikli Verzizi ailesinden cariye kökenli Rabia Gülnuş Sultan’dır (1642-1715). Emetullah Rabia Gülnuş Valide Sultan, Valide-i Cedid adlarıyla anılmış, iki padişah anası, hayırsever valide sultan olarak ünlenmiştir.

IV. Mehmed’in büyük şehzadesi olan II. Mustafa, 2 Haziran 1664 tarihinde Edirne’de iken dünyaya gözlerini açtı. Doğumu dolayısıyla yedi gün yedi gece şenlik yapılan şehzade Mustafa’nın çocukluğu da yine Edirne’de geçti. İstanbul’un fethinden sonra Edirne’de tahta oturan padişahların ikincisidir. Başkent olarak bu kenti İstanbul’a tercih eden padişahların da sonuncusu olacaktır.

Mustafa, babasıyla Mora Yenişehir’inde bulunurken henüz beş yaşındaydı. Burada iken bed-i besmele töreniyle ilk dersi Vânî Mehmed Efendi’den aldı ve Rabbi yessir’i okudu. Yazı hocası ünlü hattat Hafız Osman’dı. 1670’e gelindiğinde ise, Seyyid Feyzullah Efendi’den ders almaya başladı.

Tarih 6 Haziran 1675’i gösterdiğinde, Edirne’de şehzade Mustafa ve kardeşi Ahmed için muhteşem bir sünnet düğünü yapılmıştı. Bu gösterişli sünnet düğünü geceli gündüzlü 15 gün sürdü.

Şehzade Mustafa, devrin büyük âlimlerinden dersler aldı. Hocaları Vani Mehmed Efendi ve Seyyid Feyzullah Efendi’dir. Ok atmakta ve kılıç kullanmakta pek mahirdi. IV. Mehmed Han, çıktığı seferlere ve düzenlediği av partilerine oğlu Mustafa’yı da götürmekteydi. Nitekim 1672 yılında çıktığı birinci Lehistan seferinde Şehzade Mustafa’da yanında bulunuyordu. Böylece genç şehzade, Osmanlı Avrupa’sını yavaş yavaş tanımaya başlamıştı.

Viyana bozgununun getirdiği yıllar saray ve hanedan için üzüntülü yıllardı. Toplumda ve asker arasında gelişen huzursuzluk babasının tahttan indirilmesine kadar vardı. IV. Mehmed Han tahttan indirileceğini anlayınca çok iyi yetişmiş bulunan oğlu Mustafa’nın saltanata geçirilmesi için uyarı da bulundu. Fakat bu uyarı dikkate alınmadı. Artık Osmanlıda saltanata hanedanın en yaşlı üyesinin çıkması kaidesi yer etmeye başlamıştı.

Nitekim o zaman ekber üye olan IV. Mehmed Han’ın kardeşi II. Süleyman, devlet ileri gelenleri tarafından padişahlığa layık görülerek tahta oturtuldu. Osmanlı tahtına oturan II. Süleyman, haremiyle birlikte Edirne’ye göçmüştü (1689). Mustafa ise, babası ve küçük kardeşi (III.) Ahmed’le beraber kapalı arabalara bindirilip Edirne Sarayı’na götürüldü. Şehzade Mustafa, bir süre günlerini Topkapı Sarayı’nın Şimşirlik Kasrı’nda göz hapsiyle geçirdi. Daha sonra Edirne’ye sevk edilmiş olup burada serbest bir hayat sürmüştür.

II. Süleyman Han’dan sonra saltanata geçen Sultan II. Ahmed han döneminde (1691-1695) Şehzade Mustafa yine Edirne’de yaşamına devam ediyordu. Fakat Sultan Ahmed de, ölümcül hastalığa yakalanmış olup, uzun süre saltanat tahtında oturamamıştı.

1695-1703 yıllarında saltanatta bulunan II. Mustafa Han, kızıl ve seyrek sakallı, kısa boyunlu, orta boylu ve heybetli idi. Meşhur sanatkâr Levnî tarafından yapılmış bir minyatürü de vardır.

II. Mustafa Han zeki, yumuşak tabiatlı, adaletli ve zamanın ilimlerini iyi bilen bir kişi idi. Kendisinin karakter bakımından önceki padişahlardan daha sağlam, olgun ve ender görülen ölçülülüğe sahip bulunduğu belirtilmektedir. Aynı zamanda devlet parasının toplanmasında ve dağıtımında bu ölçülü davranışını gösterdiği, cimri ya da savurgan olmadığı da bilinmektedir. 1779’dan sonra, babası gibi ava ilgi duymaya başlayan padişahın bir merakı da okçuluktu.

Dokuz seneye yakın saltanat süren II. Mustafa Han muktedir, gayretli, vatanperver, çalışkan ve değerli bir padişahtı. Ordularının başında sefere giden son Osmanlı padişahıdır. Âlimlere ve hocasına hürmeti o kadar çoktu ki, bu hal tahttan indirilmesinin de sebebi olacaktı.

Hükümdarlığının ilk senelerinde gayret ve faaliyeti ile savaş talihini Osmanlı Devleti’nin lehine çevireceğine inanmıştı. Her ne kadar ilk zamanlarda bu düşüncesinde kararlı görünse de Zenta muharebesinden sonra ümidi kırılmış ve zamanını Edirne’de geçirmiştir. II. Mustafa, sefere çıkan son Osmanlı padişahı olup, Edirne’de tahttan indirilen tek padişahtır.

II. Mustafa Han bundan sonra bir taraftan reform faaliyetleri bir taraftan da imar işleri ile ilgilenmiştir. Saltanat dönemi süresince Edirne’de Saraçhane Köprüsü’nü onartmış, İnebahtı’da II. Beyazıt Camii’ni yeniden inşa ettirmiştir.

Bu arada daha önce yanmış bulunan Galata Kalesi içindeki kilisenin boş arsasına Valide Sultan’ın isteği üzerine yaptırılan “cami-i şerif ve ma’bed-i lâtif”, özenle döşenerek Şubat 1697’de Galata Yeni Camii adıyla ibadete açıldı.

Yine onun döneminde Mescid-i Harâm’da Hacerülesved’in mahfazası, Kâbe tavanını tutan direkler ve yüzeye inen merdiven, Mescid-i Kubâ’da eskiyen duvar ve minare yenilenmiş, Mebrekü’n-nâka üzerine dört direkli bir kubbe, dışarıya bir sebil ve abdest alma yerleri yaptırılmış, derin su kuyuları kazdırılmıştır.

Devrinde devlet adamları ve âlimler, kıymetli ilmî ve sosyal müesseseler yaptırmışlardır. Hocası Feyzullah Efendi, Fâtih’te bir medrese ve değerli kitapların toplandığı bir kütüphâne; sadrâzam Amcazade Hüseyin Paşa, Saraçhane’de bir medrese, kütüphâne ve çeşme; sadrâzam Rami Mehmed Paşa, Eyyûb’de bir çeşme ile mektep; Damad Ali Paşa bir kütüphâne yaptırmışlardır. Sultan’ın silâhdârı olan Çorlulu Ali Paşa tarafından Tersane içinde iki katlı câmi yaptırılmıştır.

Kaynak: Kayı VII Sayfa 135-138

 

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.