Meydana Çekerler

Merdim dime zinhar seni meydâna çekerler
Da’vâ ideni bahs-ile burhana çekerler

Kaldırma sakın başını kibr ile semâya
Müstekbir olan serkeşi nîrâna çekerler

Suçunu bilüb tevbe iden buldı selâmet
Kibr eyleyeni ‘adl-ile mîzâna çekerler

Sen nefsini alçakda gözet itme tereffu’
Fir’avn gibi ben diyeni ‘ummana çekerler

Tûr tağı tevazu’ idüben buldı tecellî
Yükseklik iden tağları hırmâna çekerler

‘İlm ü ‘amele itme gurur misl-i’ Azâzîl
Mağrur olanı vâdî-yi hizlâna çekerler

Dûr olma hemân meclis-i ‘uşşâk-ı Hudâdan
Anlar nice fâcirleri Yezdâna çekerler

Dünyâyı sevenlerden ırag ol sözimi tut
Kârûna karîn olanı yeksana çekerler

Toymaz gözi çok olsa dahi mâl-ı harîsin
Geldikde ecel cismini dîdâna çekerler

Vârislere kalur nesi var ise kamusı
Cem’ itdiği sîm ü zeri yâbâna çekerler

Muflís ana dirler yarın ol rûz-ı cezada
Ashâb-ı hukuk hak deyü dîvâna çekerler

Kuddûsîyedir heb bu nasâyih dahi sana
Kim tutar ise bil anı Rıdvâna çekerler.

Ahmed Kuddûsi

 

Zinhâr : Sakın.
Nîrân : Nurlar, ziyalar. Ateşler, nârlar.
Serkeş : Farsça, İnatçı, isyan eden. Kafa tutan. Asi.
Mîzân : Terazi, ölçü, tartı. * Akıl, idrak, muhakeme. Mikyas.
* Fıkıh ilminde, Mahşerde herkesin amellerini tartmağa mahsus bir adâlet ölçüsü olup, hakiki mâhiyeti ancak âhirette bilinecektir. * Matematikte: Yapılan hesabın doğruluğunu anlamak için yapılan diğer bir hesap. Sağlama.
Tereffu’ : Yükseğe çıkmak. Yukarı kalkmak. * Fazlalaşmak.
Tevâzu : Alçak gönüllülük. Kibirsizlik. Mahviyet hâli.
Tecellî : Görünme. Bilinme. * Kader. * Allah’ın (Celle Celalühü) lütfuna uğrama. * İlâhi kudretin meydana çıkması, görünmesi. Hak nurunun te’siriyle kulun kalbinde hakikatın bilinmesi.
Hırmân : Mahrumluk, mahrumiyet. * Ümitsizlik, ye’s.
Azîzil : Azazil. Şeytan. (İblisin bir adı) Şerlerin temsilcisi.
Vâdi-i hızlân : Müflis olmak, İflas etmek vâdisi.
Meclis-i Uşşâk-ı Hüdâ : Hüdâ âşıklarının meclisi.
Fâcir : Haktan sapan. Haram ve günaha dalmış kötü insan. Günah işleyen. (Bak: Fecir)
Yezdân : farsça. Cenab-ı Hak.
Karûn : Karun. (A, uzun okunur) 6 büyük peygamberden biri olan Musâ “aleyhisselam” devrinde yaşamış, malı ile mağrur olarak haddini aşmış ve Cenab-ı Hakkın zekât emrini dinlemediğinden Musa’nın “aleyhisselam” duâsından sonra malı ile birlikte yere batmış olan dünya zengini. Cenab-ı Hakkın lütuf ve ihsanını kendine mâlederek nankörlük ve enaniyetinden dolayı bu fena sıfatı ile meşhur olmuştur.
Karîn : Yakın. Hısım. Akraba. * Arkadaş. Yaşı aynı olan arkadaş. Refik. Komşu. * Bir şeyi elde eden, nâil olan. * Pâdişahın daimi surette yakınında bulunan. Mâbeynci.
Yeksân : Beraber. Bir. * Düz. * Her zaman.
Harîs : Son derece hırslı olan.
Dîdân : Mezar haşaratı.
Rûz-i cezâ : Kıyamet günü. * Haşir günü.
Eshâb-ı hukuk : Hukuk sahibi.
Nasâyıh : Nasihatlar. Öğütler.
Rıdvân : Memnunluk, razılık, hoşnudluk. * Cennet’in kapıcısı olan büyük melek.

 

1 yorum

  1. çok güzel.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.