Akif ve bugün – 21.06.2019

Bu ülkede en fazla İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy konuşulur. En fazla onun adına konferanslar verilir, en fazla o anlatılır. Çanakkale zaferi haftası, İstiklal marşının kabulü, doğum yıl dönümü, ölüm yıl dönümü, Kurtuluş Savaşı vesilesiyle hep gündemimizdedir. Buna rağmen ne garip bir cilvedir ki insanımızın hakkıyla bilemediği bir şahsiyettir. Zira onun anılmasında sadece hamaset dili vardır. İbret noktainazarı hiç yoktur. Hâlbuki Mehmet Akif’in hayatı günümüze en fazla ibretler sunmaktadır. Aldanışın, yanılışın, üzüntünün ve ızdırabın zirve kaynağıdır Akif. O, Cemaleddin Afgani ve Abduh gibi İngiliz ajanlarına takılıp II. Abdülhamid Han’a düşman kesilmiştir. M. Akif, bu büyük dâhi siyaset adamının en azılı düşmanı olmuştur. Onun gitmesi için her faaliyetin içinde bulunmuştur. Nitekim Kanuni Esasi ilan edildiği gün duygularını bir İslam seyyahı olan Abdurreşid İbrahim Efendi’nin ağzından şöyle terennüm etmişti:

Continue reading

Milli Eğitim Bakanı’na mektup-2, 14.06.2019

Geçen hafta köşemde Millî Eğitim Bakanımızın bir tweetini paylaşmıştım. Sayın Bakan şöyle yazmıştı:

“Mesele uzaysa, enerjiyse, tıpsa bilgi geleceğe yönelik ele alınıyor… Mesele dinse, bilgi hep geçmişe dönük konuşuluyor maalesef. Oysa bilgi can’lıdır. An’da yaşar. Can’ı olmayan sadece geçmişe dönük olan bilgi çürür, çürütür atalar dini olur…”

Continue reading

Nasip meselesi! 07.06.2019

Üstad Necip Fazıl’ın Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretlerini tanıması ile birlikte yaşantısı da değişmişti.

Otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum
Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum.

Continue reading

Tarih Dingo’nun ahırı mı? – 31.05.2019

Geçmiş zamanlardan şöyle bir fıkra anlatılır.

Herkesin orucunu tuttuğu bir zamanda Türk’ün biri gündüz vakti yiyip içen birine, “Sen Rum musun, Ermeni misin” demiş. Öteki bu suale karşı:

“Senin dedenin babası da bir gün oruç yemişti. Unuttun mu?” cevabını vermiş.

Haydaaa. Buyrun bu fıkrayı nasıl okuyalım nasıl anlayalım ve ne hükümler çıkaralım bundan… Continue reading