Sünnet Düğünü

SÜNNET DÜĞÜNÜ

sunnetFâtih Sultan Mehmed Han, oğulları Bâyezîd Han ile Mustafa Çelebî’yi Edirne’de Meriç nehri arasındaki Ada’da 1457 senesinde sünnet ettirdi. Hâdiseyi, Âşıkpaşazâde şöyle anlatır:

“O vakit Sultan Bâyezid, Amasya’da idi. Onu getürtdi. Mustafa Çelebi dahi o vakit Manisa’da idi. Onı dahi getürtdi. Bunları Edirne’ye götürdiler. Düğüne başlandı. Etrafa ağırlıklarla dâvetçiler gönderildi. Bütün sancak beğleri ve her şehirün uluları ve ileri gelenleri geldiler. Edirne’nin çevresine konup daldılar. Nice günlik yollar düğüncilerle dolmuştu. İzin aldı. Pâdişâhın otaklarını Ada’ya kurdılar. Pâdişâh dahi devletle Ada’ya geçip oturdı. Haber aldı. Her tarafın halkı tayfa tayfa, vakitlü vakti ile geldiler. Önce ulemâ davet olındı. Pâdişâh dahi gelip devletle geçti, devlet tahtında oturdı. Sağ tarafına fâzıl kişilerden Mevlânâ Fahreddin oturdı. Solunda Mevlânâ Tûsî oturdı. Karşısında Mevlânâ Şükrüllah oturdı. Onun yanına Hızır Beğ Çelebi oturdı.

Emrolındı: Hafızlar Kur’ân-ı kerîm okıdılar. İlmi sohbetler olındı. Ondan sonra izin verildi: Edibler güzel medihler ve gazeller okıdılar. Pâdişâha lâyık konuşmalar yapıldı. Ondan sonra izin oldu. Sofralar kurıldı. Nimetler yinildi. Yimekten sonra yine edebiyatçılar okıdılar. Ondan sonra Kur’ân okındı. Ondan sonra izin oldı. Şekerlü şeyler getürdiler. Her ilim ehlünün önine sini kaydılar. Bu ülemânun hizmetkârları futalar (bohçalar) doldurdılar. Ben dahi bir futa doldurdım. Hizmetkâruma virdim. Ondan sonra pâdişâh bu gelen hürmete lâyık kişilere ihsânlarda bulındı, hil’atlar geydürdi. Niceleri fakir geldi, zengin gitdi. Bu pâdişâhun devlet günlerinde ve mutlu saltanatında hoş zaman geçirdiler.

Ondan sonra ikinci gün dervişler tayfası davet alındı. Onlara dahi gereği gibi hürmet olındı. Pâdişâhun ihsânları bunlara dahi mikdârlu mikdârınca yetişti. Bunlar dahi fukara kanuni üzerine saygılarını gösterdiler. Pâdişâha gayet hoş geldi.

Üçünci güni beğler davet olındı. Bunlara dahi pâdişâh kânunı nasılsa öylece yapıldı. Konışıldı, içildi. Bir nice günlik yollardan atlar seğirtdiler. Çok ögdüller verdiler. Elhâsıl bu seğirden atlardan hiç birini mahrum bırakmadılar. Onun içün ki her pâdişâh kurduğu dirneği kendi değerini göstermek için yapar ki ululığını göreler. Bu pâdişâh dahi ululığını taman, eksüksüz gösterdi. Âlimler, dervişler ve başkaları hep hoşnut gitdiler.”

Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published.