V. Murad Han’ın Şahsiyeti

Sultan V. Murad Han, Sultan Abdülmecid Han‘ın oğlu olup, 21 Eylül 1840’ta Şevkefzâ Kadınefendi‘den doğmuştu. Sultan Abdülmecid’in ilk doğan şehzadesi olduğu için dünyaya gelişi ba­basını çok sevindirmiş ve bu münasebetle büyük şenlikler yapılmıştı.

Küçük yaşından beri güzel, sevimli, yumuşak huylu, zeki, ha­fızası kuvvetli, açık fikirli ve çok sabırlı olmakla temayüz etmişti. Sarayda pek büyük bir itinayla büyütülen Murad Efendi, tahsil çağına gelince devrin en kudretli hocalarından ders gördü. Babası da onun yetiştirilmesiyle bizzat meşgul olur, arada oğlunu imtihan ederdi. Bu tahsil devresi sırasında Türkçeyle birlikte Arapçayı da çok mükemmel şekilde öğrenmiş, ayrıca Osmanlı tarihi ve mate­matik okumuştur. Hem resme hem de müziğe istidadı vardı. Güzel sanatların bu iki kolunda çalışmış ve beğenilen eserler vermiştir. Müzik ve resimden başka ilgilendiği bir konu da mimarlıktır.

Şehzadeliği sırasında babasının sağlığında veliaht bulunan amca­sı Abdülaziz’le gayet iyi geçinir, ona çok saygı gösterirdi. Abdülaziz Han bu yüzden onu severdi. Kendi erkek ve kız kardeşleriyle de münasebetleri daima çok iyi idi. Onları çok sever, hoş tutardı. Bu yüzden hepsinden daima hürmet görürdü. Sultan Abdülmecid’in şehzadeleri arasında, tahsili, terbiyesi, tevazuu, kibarlığı ve çeşitli hasletleri ile hepsinden üstündü. Hatta kardeşlerinden Vahideddin (VI. Mehmed) onun için, “Biz sekiz biraderin, terazinin bir kefesine yedimizi, bir kefesine onu koysalar ağır basardı,” demiştir.

Babasının 25 Haziran 1861 tarihinde vefatından sonra Abdülaziz Han padişah olunca, veliaht oldu. Amcası Abdülaziz Han’ın 1863 Mısır ve 1867 Avrupa seyahatlerine veliaht sıfatıyla katıldı. Bu gezi­lerde, davranışlarıyla Osmanlı hanedanının asaletini temsil ederek takdir topladı. Bu sırada İngiltere prensesi ile evlendirilmesi bile gündeme geldi. Ancak Sultan Abdülaziz Han bunu kabul etmedi.

Şehzade, İngiltere’de geleceğin Kralı olacak VII. Edward ile dost­luk kurdu. Bir rivayete göre prens, istikbalin padişahını, mensup olduğu İskoç Mason Locası’na sokmayı başarmıştı. İki taraf da bundan menfaat bekliyordu. Şehzade, padişah olduğunda başta İngiltere olmak üzere Avrupa’nın kendisiyle iyi geçineceğini; Jön Türkler’in muhalefetini kıracağını umuyordu.

Aslında Sultan V. Murad’ın Genç Osmanlılarla arası oldukça iyiydi. Kendisini alafranga hayata, içkiye bunların alıştırdığı ve Mason kulübüne de bunların ikna ettiği rivayeti daha güçlüdür. Murad Efendi’nin diğer bir kusuru da çok müsrif olmasıydı. Bu haline vâkıf olan Abdülaziz Han tahsisatını azaltmıştı. Buna rağmen israftan vazgeçmemiş, mütemadiyen sarraflara borçlanmıştı. Bu halleri kendisini asabî bir ruh haline büründürmüştü.

Doktorlar kendisine tedavi için deniz banyosu tavsiyesinde bu­lunurlardı. Sonraları II. Abdülhamid Han, hususî tabibi Doktor Hüseyin Âtıf Bey’e yazdırdığı muhtıralarda Murad Efendi’yi içkiye Namık Kemal’in alıştırdığını, gece sabahlara kadar içtiklerini, bu sırada okuyup yazdıklarını, bu işret iptilasının veliahdın asabını bozduğunu ve nihayet başına vurduğunu kaydedecektir.

Kaynak: Kayı IX Sayfa 265-266

Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published.